BIST11.722
DOLAR49,45
EURO55,62
ALTIN6.633
BITCOIN4.054.869
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 579 okunma

Üç Filtre…

Şimdi anlatacağım kıssayı belki de çoğunuz duymuşsunuzdur. Dinlediğiniz zaman yüzünüzün güleceğinden, içiniz ısınacağından ve, “ne kadar da hoş ve doğru” diyeceğinizden eminim. Sokrates’i sanırım bilmeyeniniz yoktur. Han

Şimdi anlatacağım kıssayı belki de çoğunuz duymuşsunuzdur. Dinlediğiniz zaman yüzünüzün güleceğinden, içiniz ısınacağından ve, “ne kadar da hoş ve doğru” diyeceğinizden eminim.

Sokrates’i sanırım bilmeyeniniz yoktur. Hani şu kadim Yunan filozofu. Bir gün yolda birisi rastlar, “çok sevdiğin arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?” der. Sokrat adama şöyle bir bakar, halinden şüphelenir, “bana arkadaşım hakkında bir şey söylemeden önce seni küçük bir testten geçirmek istiyorum.”der.

Adam anlamaz halde ona bakarken Sokrat devam eder, “Sana üç filtre testi uygulayacağım. Birinciye gerçek filtresi denir. Söyleyeceğin şeyin gerçek olup olmadığını biliyor musun?”

Adam cevaplar, “hayır, sadece duydum…” Sokrates, “peki o zaman” der, “sen bunu sadece duydun ve gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun, peki, şimdi ikinci filtreyi deneyelim, iyilik filtresi denir buna da, arkadaşım hakkında söylemek istediğin şey iyi bir şey mi bari?”

Adam cevap verir, “hayır, tam tersi, kötü bir şey…” Sokrates tekrar, “arkadaşım hakkında kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun da gerçek olup olmadığını bilmiyorsun, öyle mi?”

Adam kendini toparlamaya çalışırken Sokrates yeniden eder, “ama yine de testi geçebilirsin, son filtreyi deneyelim, buna ise yararlılık filtresi denir,” der ve üçüncü soruyu sorar, “arkadaşım hakkında söylemek istediğin şey benim işime yarar mı bari?”

Adam, “hayır, işine yaramaz,” deyince Sokrates tüm konuşmayı tamamlar; “Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar faydalı bir şey de değilse, neden söyleyeceksin ki?”

Adamın şaşkın bakışları arasında Sokrates yoluna devam eder.  Kıssa aynen böyle…

Şöyle düşünüyorum da, birisi çok sevdiğimiz bir arkadaşımız hakkında kötü bir şey söyleyeceğini ifade etse, bizim tavrımız ne olur acaba? Merak eder, yalan olduğunu bilsek bile yine de dinleriz değil mi? Lakin o iddia yüreğimizin bir köşesine ”acaba” diye yerleşir ve fena bir anımızda karşımıza kocaman bir canavar olarak ortaya çıkar. 

Ne yazıktır ki çok konuşmayı seven bir millet olduk. Dost meclislerimizin yerini dedikodu meclisleri aldı. Herkes hakkında, hemen her konuda, bilgimiz olsun ya da olmasın ileri geri konuşur olduk. Farkında olmadan yüreklerimizi yaralıyor, aslı astarı olmayan dedikodularla kalplerimizi dolduruyoruz. Oysa kalbimizin insan sevgisiyle dolması gerekmiyor mu? Müslüman’ın en büyük özelliklerinden birisi de birbirine karşı güven içinde olması değil mi? Kalplerimiz şüpheyle dolup taşacaksa, kime güveneceğiz peki? Kime inanacağız?

Birileri sizin yanınızda arkadaşınız hakkında olur olmaz sözler sarf etmeden önce onu susturun, hatta doğru olsa bile konuşturmayın. Bunu söylerken elbette ki ta Sokrates’e kadar gitmeye de gerek yok, dinimizde de bunun karşılığı var; gıybet. Peygamber efendimiz ne buyuruyor, “ya hayır söyle ya sus” öyle değil mi..?

Sanırım insanlığın kurtuluşunun sırlarından birisi de bu olsa gerek… 

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.