DOLAR49,45
EURO55,62
BITCOIN4.062.730
6° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 1,3B okunma

Ümmetin Şerefi…

Mescid-i Aksa bir kez daha İsrail askerlerinin çizmeleri altında. Yine bir bahane bularak mazlum, mahsun, kimsesiz Filistinli Müslümanlara çatıyor terörist devlet. Öldürmek, kan kusturmak, tarihin öcünü almak için neden

Mescid-i Aksa bir kez daha İsrail askerlerinin çizmeleri altında. Yine bir bahane bularak mazlum, mahsun, kimsesiz Filistinli Müslümanlara çatıyor terörist devlet. Öldürmek, kan kusturmak, tarihin öcünü almak için neden mi yok sanki? Bahanenin ne olduğunun ne önemi var. O, ümmetin suskunluğunu, fırkalara, partilere, cemaatlere, cemiyetlere, tarikatlara, mezheplere bölünmüşlüğünü, bir araya gelmeyeceğini, ölü ruhlar taşıdıklarını biliyor ya,  nasıl olsa bir sebep bulur. Çok takip edilen bir internet haber sitesi, “Bir süredir Mescid-i Aksa'daki uygulamalarıyla Filistinlileri isyan ettiren İsrail askerlerinden İslam dünyasının ayağa kaldıracak çirkinlik.” diye başlık atmış.

Komik! Hem de çok komik. İslam dünyası ayağa kalkmayı unutalı yüzyıllar oldu neredeyse.

Sadece Filistin mi? Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, babalar, dul kalmış kadınlar, yıkılmış, yerle bir edilmiş evler ve ifsad edilmiş ekinlerle dolu İslam coğrafyası. Her taraf kan ve gözyaşı kokuyor. Yine tık yok, yine ses yok. Ümmet, ağzına bant vurulmuş gibi suskun. Bir mehdi bekliyorlar ama bunun kendileri olduğunu bilmiyorlar. Allah’a borçlu oldukları canı teslim etmekten aciz bir ümmet, ne işe yarar ki?

Hatırlayın, Şehit Şeyh Yasin Müslümanları Allah’a şikayet ettiği o meşhur mektubunda ne diyordu? “Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!” diye seslenmiyor muydu? Ne kadar da haklıymış meğer şehid. “Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler” tabiri, ne kadar da bizi, ümmeti tarif ediyor. Ne kadar da halimizi, ahvalimizi biliyormuş meğer şehid. Sırf bu yüzden belki de gözü açık gitmiştir diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Lafı gelince bir buçuk milyar Müslüman’dan bahseden bizler, neden uyuduğumuz söylenilince utanmıyor, sıkılmıyoruz. Bir buçuk milyar Müslüman. Fazla değil, herkes bir defa tükürse İsrail’in yüzüne, boğulmaz mı? Korkmaz mı? Ürkmez mi? Demek ki tükürmekten bile aciz bir konuma düşürülmüşüz de, haberimiz yok. 

Eyvah ki, eyvah?

Yüzyıllardır uygulanan proje, konforunu, rahatını, huzurunu, parasını inancından önde tutan Müslüman tipi değil miydi? Tuttu işte. Dünyaya ne için geldiğini bilmeyen, yaşananları sorgulamayan, rahatından, konforundan taviz vermeyen bir nesil, illa ki olaylar karşısında, “bana ne?” diyecektir. Halbuki Bilge Kral Aliye İzzetbegoviç ne diyor, “Gelecek, rahatından taviz verenlerin olacaktır.”

İşte, işin sırrı bu değil mi? 

Kur’anlar… Ya Kur’anlar?  Fotoğraf karelerine yansımış bir bir. Onlar da nüshaları rastgele açılmış bir halde yerlere saçılmış, darmadağınık. Mahzun mahzun bakıyor bizlere. Onlar da halı yüzeyi gibi toz, toprak içinde. Onlar da İsrail askerlerinin nefretlerinden nasiplerine düşeni almış, onlar da çaresiz. Şikayeti, Müslümanların kendine uymamaları, cihadı unutmaları. Sanki, Müslümanların bilincini harekete geçirecekmiş gibi bakıyor gözlerimize. Yüreklerimize inmeye, şuurlarımızı harekete geçirmeye çalışıyor. Medet umunduğu besbelli. Şeyh Yasin, “Allah’ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum!” derken, ne kadar da haklıymış meğer.

Heyhat! Sana mı kalacaktı Filistinli garip kardeşim ümmetin namusunu savunmak? Sana mı düşecekti ümmetin şerefini korumak? Sen mi ödeyecektin Müslüman olmanın bedelini? Sen mi direnecektin zulümlere? Bir başına sen mi karşı koyacaktın zalime? Sen ki bir avuçsun. Sen ki kimsesizsin. Sen ki yıllardır Müslüman olmanın, Muhammed’i olmanın bedelini ödüyorsun. Sen ki, yüzyıllarca birikmiş Yahudi kinine karşı duruyorsun. Sen cesur yüreğinle cennete giderken, bizleri oraya kabul edecek misin?

Heyhat! Ne ağır bir yük, tüm ümmetin sorumluluğunu sırtına yüklemek.

Utanıyorum! Utanıyorum. Utanıyorum!

Yaralı yürek Şeyh Yasin şöyle devam ediyor mektubunda, “Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak? Biz şerefli direnişçileri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı kim duracak! Bu ümmet utanmaz mı şerefi çiğnenirken? Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye; ‘Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!’diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor? Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:‘Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!”

Ah Şeyhim! Ah Yasin’im! Ah Filistinlim! Ah ümmetin izzeti, şerefi, haysiyeti! Ah ömrümün kalanını vermeye hazır olduğum şehid! Biliyorum. Sizinle birlikte çocuklarınız, kadınlarınız, yaşlılarınız, gençleriniz de ölüyor! Ne yazık ki onları bu suspus ve bön ümmete yakıt yapıyorsunuz!Affet beni, gücüm seni ve davanı, davamı yazmaya yetiyor ancak. Allah bana bu yeteneği vermiş, kalemim, iradem, aklım, bilincim, şuurum, bil ki senin yanında.

İzzetsiz yaşamaksa, savaşçı onuruyla ölmek ne güzel.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.