BIST11.722
DOLAR49,45
EURO55,62
ALTIN6.633
BITCOIN4.054.869
14° KAYSERİ
Üst banner
K
Konuk Yazar
07 Haziran 2013 · 658 okunma

yanlız savaşcı

Yalnızdı... Etrafında güvenebileceği insan sayısı yok denecek kadar azdı. Biliyordu, bunu yüreğinde kadar hissetmiş, sabretmeyi, sadece Allah’a güvenmeyi öğreneli çok olmuştu. Susmayı, dinlemeyi, az ama öz konuşmayı öğre

Yalnızdı...

Etrafında güvenebileceği insan sayısı yok denecek kadar azdı. Biliyordu, bunu yüreğinde kadar hissetmiş, sabretmeyi, sadece Allah’a güvenmeyi öğreneli çok olmuştu. Susmayı, dinlemeyi, az ama öz konuşmayı öğretmişti hayat ona. İktidar olmanın, devlet adamı vakarına sahip olmanın bir bedeliydi bu.

Uluslarası güçler onu yemek için fırsat kollar olmuşlardı. Dışarıdan yıkamayacaklarını anlayan bu güçler, içerden, tam yüreğinden, aşığı olduğu milletinin, sevdiklerinin eliyle alaşağı etmenin daha doğru olacağına karar vermişler, aynı anda işbirlikçilerini harekete geçmişlerdi. Ne de olsa koskoca ülkede menfaat ve makam düşkünü bulmak hiç de zor değildi.

Bazı tarikat şeyhleri ve dahi cemaatlerin kimileri, güçlerini, etkinliklerini onun iktidarına borçlu olmalarına rağmen yüzüne gülerken, kendi cemaatlerinin menfaati adına, aleyhine bir takım kirli ilişkilere girmekte bir beis görmediler, karanlık güçlerle gizli gizli ittifak yapmaktan çekinmediler. Allah için hareket ettiğini söyleyenler bile, şapkaları düşüp kelleri gözükünce dahi utanmadılar.

Basının çoğu dış mihraklı güçler tarafından yönetiliyor, görev alanının dışında işlerle uğraşıyorlardı. Ülkeyi karıştırmak, insanları iktidar aleyhine provoke etmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Zaman zaman halkı karıştırmayı, kışkırtmayı başarıyorlardı da. Oysa on yılları bulan iktidarı boyunca onu sürekli basında tekelleşmeyle, tek seslilikle, matbuatı ele geçirmeyle suçlamışlardı.

Batılılar, basını ve seslerine ses/ortak olacak bir takım güçleri kullanarak onun diktatör olduğuna, tek başına kararlar aldığına, çevresindekileri dinlemediğine halkı inandırmaya, sevenlerinin gözünden düşürmeye çalıştılar yıllarca. O ise hangi bürokratın kimin sesi olduğunu, kimlerle kirli ilişkiler içinde olduğunu, nasıl rüşvetler aldığını biliyor, “el kesesinden adam besliyorum” diyordu.

Olmadı, bütün Batıcı çevreler ve milliyetçi gruplar-Türk, Kürt, Arap, Arnavut, Bulgar, Sırp, Rum ve dahi diğerleri- ulusalcılık/ittihatçılık görüşü etrafında aleyhinde birleşip, kılıç bileyip onu bitirmek için zayıf anını kolladılar.

Şer odakları, yıllar sonra arkasında iz bırakacak ve pek çok bağlıları olacak aydın-ulema kesimini bile kendilerine inandırmayı başarmışlardı. Aynı aydın-ulema kesimi seneler sonra ondan helallik dilemek için kapı kapı dolaşsalar da, fayda etmeyecek, iş işten çoktan geçmiş olacaktı.

Bütün o şer güçlerin tek silahları; güya ülkede hürriyet’in olmamasıydı. Onunla yasal yollarla baş edemeyeceklerini anladıkları için Batılılara dostlarına şikayet ediyor, onlardan medet umuyorlardı. Dertlerine ancak asker ya da dış mihraklı güçlerin derman olacağına inanıyorlardı.

Operasyon başladığında, işbirlikçileri Batılıların kendilerine verdiği çil çil altınları dağıttılar, derin güçleri harekete geçirmek ve milleti provoke etmek için.

O’nun ise tek güvendiği vardı; halkı. Hakkın ve halkının yanında durmasından başka güce de inanmıyordu. Zaten iktidara gelmesi de öyle kolay olmamıştı. Pek çok kişiyle görüşmeler yapmış, bedeller ödemek zorunda kalmış, önüne konulmak istenen engelleri bir bir aşmayı başarmıştı. Suikastları tek tek devirmiş; ülkesini uygarlık seviyesine çıkartmayı başarmış, milletin iradesi egemenliği peşkeş çekmeyi, vesayeti asla kabul etmemişti.

Kimden mi bahsediyorum, elbette Sultan İkinci Abdülhamit’den.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır.

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.