Yapmayın
Yalvarmak bir işe yarayacak olsa yalvaracağım. Ama belaya doğru dörtnala gidişi durdurmaya ancak AKP tabanının ve gerçekleri gören AKP yöneticilerinin gücünün yeteceğini biliyorum. Onlar sesini çıkarana kadar bu gidiş du
Yalvarmak bir işe yarayacak olsa yalvaracağım.
Ama belaya doğru dörtnala gidişi durdurmaya ancak AKP tabanının ve gerçekleri gören AKP yöneticilerinin gücünün yeteceğini biliyorum.
Onlar sesini çıkarana kadar bu gidiş durmaz.
Parça parça olmaya doğru gidiyoruz, AKP tabanı, AKP’nin sosyolojik temelini oluşturan muhafazakârlar, Anadolu Kaplanları nasıl bu gerçeği görmüyorlar ya da görmezden geliyorlar, anlamıyorum.
Bugün, AKP’nin içerideki politikasını İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin temsil ediyor.
Dışarıdaki politikasını ise Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu.
İdris Naim Şahin, “Türk milliyetçiliğinin” katıksız bir örneği, Uludere’de devletin öldürdüğü insanlardan “dolap beygiri” diye söz edecek kadar Kürt düşmanı.
Davutoğlu ise “Osmanlı”, Ortadoğu’da Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden kurmak gibi bir hayal içinde.
Bu iki bakan, Başbakan Erdoğan’ın kafasındaki Türkiye’nin koordinatlarını çiziyor.
İçeride Kürtleri ve “iktidardaki anlayışı benimsemeyen” herkesi ezen, dışarıda “efendiliğini” yeniden ele geçirmek için herkesle didişen bir ülke.
Bu, çok tanıdık bir tarif aslında.
Bu, Enver Paşa’nın ve İttihatçılığın tarifi.
Bugün ne yazık ki Başbakan’ın, iki bakanıyla birlikte heves ettiği düzen bu.
Bundan hayırlı bir sonuç çıkar mı?
Daha önce çıkmış mı?
Enver’in aklı Osmanlı’yı ne hâle getirdiyse, bu akıl da Türkiye’yi o hâle getirir, kan revan içinde parçalar ülkeyi.
Buna gerek var mı?
Osmanlı’nın son döneminde Batı basınında çıkan yazılara benzer yazılar çıkıyor bugün Türkiye hakkında.
Guardian gazetesinin, Türkiye’nin dış politikasını tarif ederken seçtiği sözcüklere bakın, “akılsız ve zayıf”.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
