“YENİ”Mİ YIL..?
Aslında “yeni” kavramına uygun olmayan bir geçişten başka bir şey değil bu diye düşünüyorum. Şöyle bir kurgulayacak olursak “yeni” kavramını, sanırım anlatmak istediğim mevzuyu daha iyi anlamanız mümkün olacak… Mesela bi
Aslında “yeni” kavramına uygun olmayan bir geçişten başka bir şey değil bu diye düşünüyorum. Şöyle bir kurgulayacak olursak “yeni” kavramını, sanırım anlatmak istediğim mevzuyu daha iyi anlamanız mümkün olacak…
Mesela bir çocuğa “yeni” bir oyuncak alırsınız ve çocuk o “yeni” oyuncağı görür görmez gözleri faltaşı gibi açılır, oldukça sevinir. Zira hediye ettiğiniz oyuncak, elindekinden oldukça farklıdır. Çocuğun hediye ettiğiniz oyuncağa olan ilgisi aslında “yeni” olmasından değil, elindekinden farklı olmasından kaynaklanıyor. Ya da şöyle söyleyecek olursak, oyuncağı yeni yapan şey, elindekinden/mevcuttan farklı-daha güzel değil- olmasından kaynaklanmasıdır.
İyi ya da kötü, ama elindekinden farklı…
Elindeki oyuncağın tıpatıp benzerini ama “yeni” olanını hediye etseniz, dönüp bakmaz bile çocuk. Çünkü elindekinden hiçbir bir farkı yoktur aslında “yeni” olanın.
Olayı demogojiye boğmak istemiyorum ama, yılbaşı da öyle. Söyler misiniz bana, bir dakika önce 2011 olan rakam, bir dakika sonra 2012 oluyorsa, o bir dakikalık sürede ne değişiyor, ne farklılaşıyor Allah aşkına rakamlardan başka. Birden zengin mi oluyorsunuz, mevsim kıştan yaza mı dönüyor, bahar mı geliyor, Filistin işgalden mi kurtuluyor, Rusya Çeçenistan’dan mı çekiliyor, ABD tarih sahnesinden mi siliniyor, Sarkozy Fransa Ermeni yasa tasarısı imzalamaktan vaz mı geçiyor, ne değişiyor…
Hayatınızda o an yeni olan bir şey yoksa, mutat devam ediyorsa, 2012’ye girmiş olmanın özelliği nedir Allah aşkına?
Belki de 2012, 2011’den daha da kötü geçecek, nerden biliyorsunuz? Eldeki veriler de zaten bunu göstermiyor mu?
Haşmet Babaoğlu, birkaç gün önceki Sabah gazetesindeki köşe yazısında gelecekle ilgili şunları söylüyor mesela;
“1 Aralık'ta açıklanan ve bizim kamuoyundan hiç ilgi görmeyen Dünya Meteoroloji Örgütü'nün raporuna baktığımızda durumu anlayabiliyoruz. Geçen yılın ilk on ayında denizler tahminlerin de ötesinde ve rekor seviyede çekilmiş. Ortalama sıcaklık artmayı sürdürüyor. Asya'da ve Amerika'da küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliklerinin yol açtığı dev boyutlu sel felaketleri yaşandı Doğu Afrika'nın değişen iklimi yüzünden kuraklık o bölgedeki insanları kasıp kavuruyor. Yüz binlerce insan aç, on binlercesi açlıktan öldü.
Bir de okyanusların hali var ama belki o bahsi açıp tat kaçırmamak daha iyi olur.
Çünkü bilim adamları okyanuslara yaptığımız "kötülüğün" geçen yıl en uç seviyeye çıktığını söylüyorlar. Oysa okyanusları kaybetmek kıyamet yolundan bir daha geri dönememek demek!
Sonuç olarak...
Doğaya birdenbire sihirli bir el değmeyecekse eğer, 2012'de bu gidişin süreceği ortada!”
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
