Yetki Kanunu ve muhalefet boşluğu
Dünkü gazetelerde iki önemli haber vardı: Azınlık vakıfları mallarının iadesi ve TÜBİTAK’taki yönetim değişikliği. Hafta sonunda yayımlanan iki bakanlığın teşkilatıyla ilgili Kanun Hükmünde Kararname’den (KHK) çıkarılan
Dünkü gazetelerde iki önemli haber vardı: Azınlık vakıfları mallarının iadesi ve TÜBİTAK’taki yönetim değişikliği.
Hafta sonunda yayımlanan iki bakanlığın teşkilatıyla ilgili Kanun Hükmünde Kararname’den (KHK) çıkarılan iki bilgiydi verilen. Haberciler iki KHK’daki bilgiyi, bazı uzmanlarla konuşarak zenginleştirmişlerdi.
Yetki Kanunu
Vakıf malları karşısında da, TÜBİTAK yönetimindeki değişiklik karşısında da iki muhalefet partimiz bir şey söylemediler. Bu belirli iki konuda susmalarını anlamaya çalışıyorum; önem vermiyor veya iktidarla aynı kanıda oldukları için ya da henüz inceliyor olabilirler. Ancak beş aydır ‘kamu hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere’ geçen nisan ayında çıkarılmış Yetki Kanunu (YK) hakkında da sonra yayımlanan KHK’lar hakkında da muhalefetin dişe dokunur bir konuşmasını işitmedim.
On yıldan beri AK Parti iktidarı ilk kez KHK yetkisi alıyordu. YK Meclis’te görüşülürken, iktidarın kamu yönetimi reformuna başlangıç olarak mı, yoksa kamu hizmetlerinin yeni bakanlıklar arasındaki dağılımına imkân vermek için mi tasarıyı getirdiği anlaşılamamıştı. Çünkü muhalefet, tasarının görüşülmesini seçim propagandasının bir parçası haline getirmiş, görüşmelerden işin özü anlaşılamamıştı.
CHP temmuz ayında çıkan KHK’ların iptali için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitti; son günlerde geçen haftaki KHK’ları da yine aynı yere taşıyacakmış!
Ne yapılmak isteniyor?
Söylenenler ve yazılanlar, yüzeysel iddialardır; YK ve çıkarılan KHK’lar devlet teşkilatında derin değişiklikler yapmaktadır. Yeniliklerin ilkesi nedir, ne yapılmak isteniyor? AK Parti’nin niyetinin ne olduğu, genel yaklaşımı, Yetki Kanunu ve KHK’lardan anlaşılmıyor! Hükümet ayrıntılı çalışmaya dayanarak mı yönetim sistemini yasal düzenlemeye başlamıştı? Bu KHK’lar, üzerinde çalışılmış, tamamlanmış bir bütünün parçası değillerse, son işlemlerle devlet yönetimi ciddi bir karmaşaya girebilirdi!
Sonra 8 Haziran’dan itibaren KHK’lar yayımlanmaya başladı. Bir ay içinde, iki ay önce kurulan bakanlıkların görev tanımları bile değişti. KHK’lar ‘Torba Kanun’ haline getirilmek mi isteniyordu? Örneğin, azınlık malları, teşkilat kanunlarının içine niçin girmişti? Yasal bir kolaylıktan yararlanıldığı açıktı, doğru bir iş yapılıyordu ama KHK’larda buna benzer onlarla madde vardır.
KHK’larla yeni yetkiler, yeni makamlar tanımlanmakta, kadrolar ihdas edilmekte birçok kadro kaldırılmaktadır. Benim kanım, son Yetki Kanunu ciddi bir çalışmanın ürünü olmayıp, yeni bakanlıkların yasal ihtiyacını karşılamak için yapılmış; bu arada son örneklerde görüldüğü gibi içlerine bazı maddeler de sokuşturulmuştur.
AK Parti hükümeti kendi başına, devlet teşkilatının altını üstüne getiriyordu. Muhalefetin, sayısı 20’ye varan kanunları inceleyip, devlet teşkilatının yeniden düzenlenmesiyle ilgili görüşlerini belirlemesi ve açıklaması, herhalde öncelikli görevi sayılmalıdır.
Sayın Çiçek’in verdiği bilgi
Geçen yazımda, yeni anayasa üzerinde görüşmek üzere Meclis Başkanı’nın davet ettiği komisyon üyeleriyle ilgili Anadolu Ajansı haberine dayanan bazı bilgiler vermiştim. Sayın Çiçek, beni lütfen arayarak, yazdıklarımı tamamlayan bilgiler verdi.
Toplantı, Meclis Başkanı’nın ve her partiden ikişer kişinin katılacağı komisyonun çalışma yöntemi hakkında görüşlerin bildirilmesi amacıyla yapılıyormuş. Katılacaklara, Meclis Başkanı’nın yerinde olsalar hangi usulü uygulayacakları, hangi yolu izleyeceklerinin sorulması düşünülmektedir.
Haber kaynağında 24 öğretim üyesinin davet edildiği yazılan toplantıya, anayasa dalında ‘profesör’ unvanlı 27 öğretim üyesi çağrılmış.
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.
