
YERELDEN YÜKSELEN SESİN HİKÂYESİ
Kayseri o gece sadece bir konser izlemedi…
Bir sanatçıyı bağrına bastı.
Sıla sahnedeydi,
Ama salon… dolunun da ötesindeydi.
Taşan bir enerji, eksilmeyen bir coşku…
Her şarkı tek bir ağızdan, tek bir yürekten yükseldi.
Kayseri sadece dinlemedi, hissetti…
Ve hissettirdi.
O kalabalığın içinde ben de vardım.
Ama sadece bir izleyici olarak değil…
Özel davetliydim.
Ön sıradaydım.
Ve sonra kuliste… müziğin en gerçek, en filtresiz yerinde.
Sahne büyüler…
Ama kulis gerçeği gösterir.
Emek, heyecan, nefes, yorgunluk ve tutku…
Hepsi oradadır. Ve işte tam o noktada, mesleğinle arandaki bağ daha da derinleşir.
İşte tam orada şunu düşündüm:
Yerelde ses olmak güzeldir…
Ama yerelden ulusala hissedilmek bambaşka bir şeydir.
Çünkü radyo programcısı olmak;
Sadece konuşmak değil, bir şehrin ruhunu taşımaktır.
Bir cümleyle moral olmak, bir şarkıyla geçmişe götürmek,
Bazen de hiç tanımadığın birinin yalnızlığına eşlik etmektir.
Bu yüzden bazı şeyler tesadüf değildir.
Özel davet edilmek…
Ön sırada yer almak…
Kuliste o anın parçası olmak…
Bunlar sadece “görünmek” değildir.
Bunlar, fark edilmenin, hissedilmenin, değer görmenin sessiz ama güçlü karşılığıdır.
Ben o gece bir kez daha şunu anladım:
Bu yol, sadece bir meslek yolu değil.
Bu yol, kalpten geçen bir yol.
Benim için yılın en büyük ödülü o geceydi.
Çünkü radyo benim için hiçbir zaman sadece bir iş olmadı.
Radyo… benim sesim, benim duygum, benim hikâyem oldu.
Ve bazı ödüller vardır…
Ne bir sahneye sığar ne de bir plakete.
Bazı ödüller…
İnsanın içinde yankılanır,
Ve ömür boyu susmaz.

