AK Parti Milletvekili Ataş; “Cumhuriyet, binlerce yıllık devlet geleneğimizin ve bağımsızlık irademizin bugünkü adıdır”
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi, Kayseri Milletvekili Dursun Ataş’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajında bağımsızlığa vurgu yaptı
“Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan etmesi, Türk milletinin tarih boyunca taşıdığı bağımsız yaşama iradesinin, Millî Mücadele'nin zaferiyle yeniden devlet iradesine dönüşmesinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu tarih; binlerce yıllık devlet geleneğini, vatan ve millet şuurunu, bağımsız yaşama iradesini ve Millî Mücadele'nin eşsiz fedakârlığını Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında geleceğe taşıdığımız tarihî bir dönüm noktasıdır.
Bu vesileyle Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Millî Mücadele'yi sevk ve idare eden Gazi Meclisimizin bütün mensuplarını, vatanımızın istiklali ve devletimizin bekası uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla yâd ediyorum.
“BİZİM DEVLET GELENEĞİMİZ BİNLERCE YILLIK BİR TECRÜBENİN ÜRÜNÜDÜR”
Orhun Yazıtları'nda milletin ve devletin bekasını önceleyen anlayıştan, Bilge Kağan'ın milletine karşı taşıdığı sorumluluk bilincine; Karahanlılardan Büyük Selçuklu'ya, Anadolu Selçuklu Devleti'nden Osmanlı'ya uzanan tarihimiz, Türk milletinin devlet kurma, devlet yaşatma ve zor zamanlarda yeniden ayağa kalkma kabiliyetinin en güçlü göstergesidir.
Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını açan irade, Söğüt'te yeni bir devletin temellerini atan irade, İstanbul'un fethiyle çağ değiştiren irade, Çanakkale'de vatanı savunan irade ve Millî Mücadele'de işgale karşı ayağa kalkan irade aynı tarihi şuurun farklı dönemlerdeki tezahürleridir. Bu bakımdan Cumhuriyet, tarihimizden bir kopuş değil; binlerce yıllık devlet geleneğimizin, milletimizin bağımsızlık karakterinin ve egemenlik anlayışının modern çağdaki güçlü tezahürüdür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadele kadrosu, milletimizin tarihinin en ağır şartlarından birinde büyük bir sorumluluk üstlenmiş; işgal altındaki vatan topraklarını yeniden bağımsızlığına kavuşturmuş ve bu büyük mücadeleyi Cumhuriyet'le taçlandırmıştır.
Bugün Cumhuriyetimizi anlamak, yalnızca 1923'ü hatırlamak değil; o gün ortaya konulan bağımsızlık, egemenlik, kalkınma ve çağın gereklerinin üzerine çıkma iradesini geleceğe taşımaktır.
“CUMHURİYETİMİZİN İKİNCİ YÜZYILI, STRATEJİK BAĞIMSIZLIĞIMIZI GÜÇLENDİRME DÖNEMİDİR”
Cumhuriyetimizin ilk yüzyılı, yokluklar ve ağır imkânsızlıklar içerisinden güçlü bir devlet inşa etme mücadelesiydi. Bugün ise elimizde çok daha güçlü imkanlara sahip bir Türkiye var. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında görevimiz; sahip olduğumuz devlet tecrübesini, insan kaynağını, üretim gücünü ve teknolojik kapasiteyi çok daha ileri taşımaktır. Bunun en önemli göstergelerinden biri savunma sanayiimizdir.
Türkiye, geçmişte kendi savunma ihtiyaçlarının önemli bölümünde dışa bağımlı olduğu dönemlerden bugün kendi savaş gemisini, insansız hava araçlarını, helikopterlerini, hava savunma sistemlerini, zırhlı araçlarını ve savaş uçağını geliştiren bir ülke konumuna gelmiştir.
Bu dönüşümün arkasında yalnızca teknolojik bir başarı değil, çok önemli bir devlet tecrübesi bulunmaktadır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşı karşıya kalınan ambargolar, Türkiye'ye çok açık bir gerçeği göstermiştir: Bir devletin güvenliğini ve savunmasını başkalarının tercihine, iznine veya siyasi kararlarına bırakamazsınız. Nitekim bu dönemde ortaya konulan millî tepki, ASELSAN, HAVELSAN ve ASPİLSAN gibi kuruluşların da içinde bulunduğu savunma sanayii altyapısının oluşmasına önemli katkı sağlamıştır.
Geçmişte yaşanan bu tecrübelerin üzerine, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliği, kararlı siyasi iradesi ve ortaya koyduğu millî teknoloji vizyonu da eklendiğinde, Türkiye'nin savunma sanayiinde ulaştığı seviyeyi çok daha ileri bir noktaya taşımıştır. Türkiye'nin kendi ihtiyaçlarını karşılayan değil, artık dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçlarına da cevap verebilen, geliştirdiği sistemleri ihraç edebilen bir ülke konumuna yükselmesinde bu kararlı iradenin önemli bir payı vardır.
Bugün geldiğimiz noktada geçmişte bize savunma ürünleri konusunda kısıtlamalar uygulayan veya tedarik konusunda önümüze engeller çıkaran ülkelerin dahi Türkiye'nin geliştirdiği savunma teknolojileriyle iş birliği yapmak istemesi, alınan mesafenin en somut göstergelerinden biridir. Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatının 2025 yılında ilk kez 10 milyar doların üzerine çıkması da bu dönüşümün ekonomik ve teknolojik boyutunu ortaya koymaktadır.
Mesele artık Türkiye'nin hangi ülkeden ne satın alacağı değildir. Mesele, Türkiye'nin hangi teknolojiyi geliştireceği, hangi sistemi üreteceği ve sahip olduğu bu kabiliyetleri hangi ülkeyle paylaşacağıdır. Bu, stratejik bağımsızlığın ne anlama geldiğini gösteren çok önemli bir değişimdir.
“BAĞIMSIZLIK, YALNIZCA SINIRLARIMIZI KORUMAK DEĞİL; KENDİ GELECEĞİMİZİ TAYİN EDEBİLMEKTİR”
Bugün dünyanın güç dengeleri yeniden şekilleniyor. Yakın coğrafyamızda savaşlar, terör tehditleri ve istikrarsızlıklar devam ederken; ekonomik rekabetin, teknolojik üstünlüğün ve enerji güvenliğinin ülkelerin geleceğinde belirleyici olduğu yeni bir dönemden geçiyoruz.
Böylesi bir ortamda millî bağımsızlık kavramını yalnızca askerî anlamda değerlendiremeyiz. Enerjide, savunmada, teknolojide, sanayide, gıdada, finansta ve kritik altyapılarda kendi kapasitemizi geliştirmek zorundayız. Çünkü gerçek bağımsızlık; gerektiğinde kendi kararını verebilen, kendi ihtiyacını üretebilen ve kendi geleceğini kendi iradesiyle şekillendirebilen bir devlet olmaktır.
Türkiye'nin bugün savunma sanayiinde ulaştığı nokta bu anlayışın en güçlü örneklerinden biridir. Bundan sonraki hedefimiz, aynı iradeyi yüksek teknolojiye, yapay zekâya, enerjiye, uzay çalışmalarına, bilimsel araştırmalara ve yüksek katma değerli üretime taşımaktır.
Ve şunu hiçbir zaman unutmayın: Hangi siyasi görüşten, hangi partiden, hangi düşünceden olursanız olun; bu ülkeye ve bu millete faydalı olmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Sizler bu ülkenin önünde duran meseleleri çözebilecek, bilimde ve teknolojide yeni kapılar açabilecek, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkarabilecek güce sahipsiniz. Yeter ki kendinize inanın. Yeter ki Türkiye'nin geleceğine inanın. Çünkü Cumhuriyet, 103 yıl önce yalnızca bizlere bir devlet bırakmadı; geleceği inşa etme sorumluluğunu da sizlere emanet etti.
Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını, Millî Mücadele'nin bütün kahramanlarını ve bu toprakları vatan kılan aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Aziz milletimizin ve dünyanın dört bir yanında yaşayan vatandaşlarımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı en içten dileklerimle kutluyorum. Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olsun.”
Yorumlar 0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Kayseri kategorisindeki diğer haberler

KAYSERİ’NİN İHRACATI İLK 9 AYDA 3 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

BAŞKAN PALANCIOĞLU: "CUMHURİYETİMİZİN NİCE YÜZYILLARI İÇİN ÇALIŞMAYA DE…

AK PARTİ MİLLETVEKİLİ ÇOPUROĞLU: “CUMHURİYETİMİZİN 103. YILI KUTLU OLSU…

40 ÜNİTELİ KOCASİNAN AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI MERKEZİ YATIRIMI ELE ALINDI

AK PARTİLİ KADINLAR DIŞİŞLERİ BAKANI FİDAN’IN EŞİNİ AĞIRLADI

