KAYSERİSPOR KÜME DÜŞTÜ…

KAYSERİSPOR KÜME DÜŞTÜ…


Şimdi herkes üzgünmüş gibi konuşuyor, herkes kırgın, herkes öfkeli, herkes sosyal medyada armalı fotoğraflar paylaşarak “Bu şehir yeniden ayağa kalkar” cümleleri kuruyor ama insan ister istemez kendi kendine soruyor; şimdi sahip çıksan ne olacak?

Çünkü bazı şeyler tam zamanında yapılmadığında, sonradan verilen destek yalnızca vicdan rahatlatmaya dönüşüyor.

Bir takım haftalarca yalnız kalırken, tribünler boşalırken, şehir umudunu yavaş yavaş kaybederken, ekonomik sıkıntılar büyürken, yanlış yönetimler eleştirilmekten korkulup görmezden gelinirken herkes sessizdi.

Bugün gelen üzüntü ise biraz geç kalmış bir pişmanlık gibi duruyor.

Kayserispor sadece bir futbol kulübü değildir aslında…

Bu şehrin cumartesi akşamı sevinci, pazartesi sabahı morali, çocukların hayali, sokaktaki simitçinin sohbet konusu, deplasman yolunda edilen küfürlü dualarıdır.

Bir şehrin aidiyetidir.

Ve aidiyet, işler güzel giderken fotoğraf paylaşmakla değil, kötü günlerde yük taşımakla belli olur.

Şimdi dönüp bakınca insanın canını en çok yakan şey küme düşmek değil…

Bu kadar büyük bir şehrin, kendi takımının göz göre göre yalnızlaşmasına alışmış olması.

Çünkü Kayseri uzun zamandır tribünde bağırmaktan çok uzaktan yorum yapmayı seçti.

Herkes teknik direktör oldu, herkes yönetici oldu, herkes eleştirmen oldu ama çok az kişi gerçekten taşın altına elini koydu.

Futbol bazen sadece futbol değildir derler ya…

Doğrudur.

Çünkü bir takım düşerken aslında biraz da şehrin heyecanı düşer, sokaktaki neşesi azalır, insanların birbirine sarılacak ortak cümlesi eksilir.

Bugün Kayserispor’un düştüğü yer lig değil sadece; biraz da insanların “nasıl olsa biri toparlar” rahatlığının sonucudur.

Ve şimdi herkes aynı şeyi söylüyor:

“Yeniden çıkarız…”

Elbette çıkılır.

Kayserispor yeniden ayağa da kalkar, yeniden tribünleri doldurur, yeniden mücadele eder.

Ama insanın aklına şu soru takılıyor işte…

Madem bu kadar seviyorduk, neden düşerken bu kadar sessiz kaldık?

Google+ WhatsApp